• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi

Öyküleri

                                          

           SEN GİT, YALNIZLIĞIM KALSIN BENİMLE. 

Tenha sokaklarda, karanlığın yağmurla bir dolu gizli buluştuğu 

kahramanlar gibiydik. Dalgalı rüzgarla çarpışan gözlerimiz değil,

tenimizdi. 

Umut dolu anılar masalına, sevgi resimleri çizerdik. Boyamaya çalışsak

 bile boyayamazdık. Sen, hep sarı derdin, ben ise yeşil. Bir türlü

anlaşamazdık; yaptıklarımızla ve bundan sonraki yapacaklarımızla. 

Aslında biz seninle sadece bizleştik. Belki de biz, bizsizken daha çok 

birlikteydik. Neyse hatırı kalır aşk anılarımızın fotoğrafları var 

yüreğimde mi ? Yoksa yüreğinde mi ?  

Zaman, acı bir sevginin acımasızlığını hatırlatıyordu dün yine bana . 

Neşe dolu gülüşlerimizin altında bir dolu aşk zehiri yatıyormuş. Hiç te 

fark edemedik. Gördün mü? Ben yine göremedim gözlerindeki o sarı 

fuları. Gördüğüm şeyler aslında sende değil, yüreğindeydi. Yüreğinde 

de kabarcıklar oluşmuş senin. Hepsi bir volkan gibiydi patlamaya hazır

. Seni bu kadar ateşleyen ben miydim? Yoksa beni ateşe atmak ve yok 

etmek isteyen sen mi? 

Ne kadar yaramaz hayallerimiz vardı seninle. Usulca duramazdık biz 

seninle. Şehrin kaybolmuş yalnızlığında bürünen sadece ikimizdik. 

Sen ve ben. 

Hep ayrı sevgimizin ardındaki sonsuz bir gökyüzü tılsımıyla aynı

sevdalar yaratırdık. Ne güneşin sıcaklığı bizi ısıtırdı ne de yağmurun

damlası tenimize çarpardı. Darmadağın olmuş bir aşk sayfasına yeni

tümceler oluştururduk. Hiç fark etmiyordu; devrik ya da kurallı olması.

Zaten , yüklemlerim eylemlerimle birlikte gizli öznenin peşindeydi

hep. Ya zarf atmalı ya da dolaylı olmalıydı tümleçlerim. ''Atık'' değil,

''artık'' bir sözcüğüyle başlamalıydı sana olan sevgimin dokunan

alfabesi. Nice kelimeler var zihnimde  biliyor musun? Hepsi sus pus

olmuş . Aslında söylemek istediğim ama söyleyemediğim. Derin

bir  yara var içimde sızlayan sebebini bilmediğim. Kırık kalbimin

yansıması oluştu sana. Hadi çekil git yanı başımdan. Ben

yorgunluğumu değil,  yorgunluğunu atamıyorum senin. Sen yine

gülümse tenha sokaklara bensizken bile. Ağlar mısın bilmiyorum ama

ağladığımız mekanlarda sakın ha yeniden ağlama. Ya beni hatırlarsan

ne olur sonra sana. Birlikte yürüdüğümüz sokakların en iyisini arama,

en derinini ara. Evet, sana söylüyorum, en derinini ara. Seninle

yaşadığımız çıkmaz sokaklarda seviştiğimiz yolları da unutma! Belki

beni unutursun unutmasına bari; ama sakın yolları unutma. Belki o

yollar, beni hatırlatır dün yine   sana. 

Aslında sen, bendeki seni hep  unutturdun. Oysaki unutulmayan

anılarımıza her geçen gün bir yenisi daha ekleniyordu.

Kavga aralarında satır satır dizdiğim  sözcüklerden sana şiirler

okumuştum. Gerçi sen onu da çok  önemserdin ya ! 

Her şeyi unutturan sevi, gerçek bir sevda değildir. Güller Şems diye

açmıyorsa, gülün kokusunu neyleyim. Aslolan sevda, yaşanıp biten

değil, geç bulunup sonsuza değin ıslanan bir sevda olmalıdır. Ne tuaf

ki, dün seni bana kötüleyen diller, bugün sensizliğin efkarındaki aşka

teselli için dil döküyorlardı. Parmaklarım da son zamanlarda alev alev

yanıyor. Ne kağıt tutacak halim ne de sana mektup salacak sevgim

kaldı. Cehennemden betermiş seni kazanabilmek için senden daha da

uzaklaşmak. Ne de güzel ifade etmiş değil mi? Şems; Mevlanaya 

Oysaki ben seni kazanmak için değil, seni kazmak için artık 

döküyorum sözcüklerimi yollara. Belki yıllar sonra toprağı kazıyan 

değil, yaprağı yırtan sayfalara gömüleceksin tek tek anılarınla. 

Belki de sen okurken çevireceğin sayfalarda acıların olacak. 

Ağladıklarınla ağladıklarımı, güldüklerinle güldüklerimi, sevdiklerinle 

sevdiklerimi de  paylaşamaz oldun ya. Kırbacınla savurdun. 

Ucu bir hançer gibi değdi sevdiklerime.  Oysaki sen dün olup gittin. 

Onlar ise yarınlarım olarak hep kaldı benimle. Başıboş sokaklarda 

savrulan rüzgar gibi oldu bizim düşlerimiz. Yönü nereye gittiği  

önemli değil, niye gittiği önemliydi. Niyeleri sıralamaktan neye gittiği 

belli olmayan bir aşk çemberinde feryat figan birbirimize çığlıklar 

attık. Solumaktan değil, soğumaktan yorulduk. Yakınlaştıkça 

uzaklaşan bir vapur gibi yetişmek ya da bir hareket vakti istasyondan 

gelen bir ıslık sesi ile son bulan hayallerimiz. 

Sen bin ve git. Bu kentten değil, bu bedenden çekil ve git. 

Sen git, yalnızlığım kalsın benimle.  

 

2 Nisan 2020 

Onur Can Aydoğmuş 

Ankara/ 00:40- 02:15 

 

 

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam48
Toplam Ziyaret7455
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar46.952947.1411
Euro53.709053.9243
Saat
Hava Durumu