• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi
''Bir Şehri Tanıyorum, Bir Yazarı Anıyorum''

                      BİR ŞEHRİ TANIYORUM, BİR YAZARI ANIYORUM. 

''Bir Şehri Tanıyorum, Bir Yazarı Anıyorum'' sloganıyla Edebiyatın usta kalemlerini sizlerle buluşturan isim yeni dönemin Edebiyat yolculuğuna eskilerin tohumuyla eserlerine nakşettirmeye çaba gösteren Yazar Onur Can Aydoğmuş.Edebiyatın önemli kahramanlarından Peyami Safa'nın babası olan Sayın İsmail Safa'nın babasının kabri ziyaretini gerçekleştiren ve dualar eden Onur Can Aydoğmuş yeni bir bakış açısıyla bizlere edebiyatı sevdiren kahramanları anarak ve sizlere yeniden hatırlatarak ''Bir Şehri Tanıma  , Bir Yazarı Anma '' başlığıyla ilk olarak Sivas'ta kabri başında Yazar İsmail Safa'yı saygı ve rahmetle anıyoruz. 

                                  İSMAİL SEFA (21 Mart 1867) 

İsmail Safa (21 Mart 1867, Mekke - 24 Mart 1901, Sivas), Türk şair, yazar ve eleştirmendir. Yazar Peyami Safa ve gazeteci İlhami Safa'nın babası, siyasetçi Ali Kami Akyüz'ün de ağabeyidir. Zaman zaman "Kâmil" takma adıyla da şiir ve yazılar yazmıştır. Servet-i Fünûn şairlerindendir. 19. yüzyıl şairlerinden olan İsmail Safa, Türk edebiyat tarihindeki "Tanzimat" ile "Servet-i Fünûn" dönemleri arasındaki kuşaktandır. Dedesi Trabzonlu bir tacir olan İsmail Efendi, babası ise şiirler de yazmış olan Mehmed Behçet Efendi'dir. Anne tarafından aile soyu Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin'e kadar ulaşan İsmail Safa, babasının görevi sırasında 1867'de Mekke'de dünyaya geldi.Annesini altı yaşında, babasını ise on bir yaşında kaybetti. 1878'de kardeşleri ile birlikte Mekke'den İstanbul'a geldi. Aile büyüklerinin yardımıyla, erkek kardeşleri Ahmed Vefa (1869-1901) ve Ali Kâmi Akyüz (1871-1945) ile Darüşşafaka'ya kaydedildiler. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına rağmen, bir yandan öksüz olmanın getirdiği hüzün, diğer yandan kardeşlerinin kendisine yüklediği sorumluluk, o yılların sıkıntılar içinde geçmesine neden oldu.1886 yılında Darüşşafaka'yı bitirerek Evkaf Nezareti'nde bir memuriyete girdi. Az bir zaman sonra da İstanbul Telgrafhanesi muhabere memuru oldu, 1887 yılında da 'Mekteb-i İdâdî-i Mülkî' son sınıf edebiyat öğretmenliğine getirildi. Ardından 1890 yılında Meclis kaleminde göreve başladı. Bu arada 1893 yılında veremden ölen ilk eşi Refia Hanım'ın kaybı, şairi derinden etkiledi.İkinci evliliğinin hemen sonrasında, 1895'te bu defa kendisi verem hastalığına yakalandı. Doktorların önerisi ile Midilli'ye hava değişimine gitti. İstanbul'a dönüşünde hastalığının iyileştiği düşüncesindeydi.İsmail Safa, II. Abdülhamid baskısına cephe alan o dönemin aydınlarındandır. Kendi görüşünde olan Ubeydullah Hatipoğlu, Hüseyin Siret Özsever, Tevfik Fikret, Abdullah Cevdet gibi arkadaşlarıyla sık sık toplantılar yapıyordu. O günlerde yazdığı "Ey Halk Uyan" ve "Sultan Hamid'e" adlı şiirleri büyük ilgi, bir o kadar da tepki uyandırdı. Diğer arkadaşları gibi o da, devlet yönetimi tarafından devamlı gözaltında tutuldu.Sonunda 29 Nisan 1900 tarihinde Sivas'ta bir anlamda sürgün olarak bir göreve atandı. Bu yaşamın getirdiği sıkıntıların üzerine şair, o tarihlerde kızları Selma ve Ulya'yı kısa aralıklarla kaybeder. Acılarını ilk eşinden dünyaya gelen Selâmi, ikinci eşinden dünyaya gelen İlhami ve Peyami ile dindirmeye çalışır.Bu sıkıntılar üzerine hastalığı yeniden ortaya çıkar ve 24 Mart 1901 tarihinde Sivas'ta vefat eder. "Garipler Mezarlığı"'na gömülür. Ancak, sonraki yıllarda, Sivas milletvekili Yusuf Ziya Başara'nın çabalarıyla cenazesi Garipler Mezarlığı'ndan alınarak, Hacı İzzet Paşa Camisi Mezarlığı'na aktarılır (Havi İzzet Paşa tarafından yaptırılmış olan camidir, ancak caminin adını oluşturan tamlamanın içerisinde Havi olarak değil de Hacı adıyla bilinir). Bir süre sonra bu defa Hacı İzzet Paşa Camisi'nin yıkımına karar verilmesiyle, aynı yıllarda Sivas Lisesi'nde öğretmenlik yapmakta olan, halkbilimci Eflatun Cem Güney'in çabaları ile cenazenin yeri ikinci defa değiştirilerek Ali Ağa Camisi Mezarlığı'na gömülür.

Eserleri

  • Sünühat (1889)
  • Huz mâ Safâ (1891)
  • Mağdûre-i Sevdâ (1891)
  • Mülâhazat-ı Edebiyye (1897)
  • Muhâkemât-ı Edebiyye (Ölümünden sonra, 1913)
  
106 kez okundu

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam48
Toplam Ziyaret7455
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar46.952947.1411
Euro53.709053.9243
Saat
Hava Durumu