• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi
RUHUN GENETİK HAFIZASI: DUYGUSAL MİRAS ,EPİGENETİK VE TRAVMA

RUHUN GENETİK HAFIZASI: DUYGUSAL MİRAS, EPİGENETİK VE TRAVMA 
    Geleneksel psikoloji bize travmaların hikayaler aracılığıyla aktarıldığını öğretmişti; ancak modern bilim , bu aktarımın çok daha derinlerde, ''hücresel seviye''de gerçekleştiğini ifade etmektedir. Duygusal Miras, sadece büyükbabalarımızda kalan  saat,tesbih ya da anahtarlık değil, kıtlıkların ve yasların biyolojik izleridir. 
   Geleneksel Toplumdan, Modern Topluma geçiş sürecinde  sosyal, ahlaki ve kültürel anlamda ciddi travmatik kaygılar yeni çağın dijital tehditi olabilir. Genetik kodumuz (DNA dizilimi) sabittir, ancak kodun nasıl okunacağını belirleyen mekanizmaya epigenetik denir. Bir piyonun tuşları aynı kalsa da, hangi tuşa ne şiddette basılacağını belirleyen şey yaşam deneyimleridir. Travmatik bir olay yaşandığında, vücut hayatta kalmak için belirli genleri ''susturur'' veya ''aktivite eder''. Bu değişimler, DNA dizisini bozmadan bir sonraki nesle aktarılabilir. Bizler neslin genetik yapısındaki bozulmaları yaşayan gören olarak geleneksel aile motiflerini koruyarak Türk Sosyal Hayatındaki Aile kavramını önemsemek ve bu travmatik nörotif dijital kaygıları, davranışsal kalıpları ya da anlatılmamış hikayeleri çözebilmek için uğraşmalıyız. 
Araştırmalar, travmanın 3 ana yolla ortaya çıktığını ifade ediyor;
1- Biyolojik İşaretler: Stres hormonu olan kortizol seviyeleri, epigenetik işaretleyiciler aracılığıyla fetüse veya üreme hücrelerine geçer.
2- Davranışsal Kalıplar: Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) yaşayan bir ebeveynin çocuk yetiştirme tarzı, çocuğun sinir sistemini ''tetikte'' olmaya programlar. 
3- Anlatılmamış Hikayeler: Aile içinde ''sessizlikler'' veya tabu konular, çocukta açıklanamayan bir boşluk ve aidiyetsizlik hissi yaratır. 
Sevgili okurlar Epigenetik değişimler ''tersine çevrilebilir.'' Duygusal mirasın farkına varmak, iyileşmenin ilk adımıdır 
Farkındalık, Psikoterapi, Güvenli İlişkiler bu üç kavram iyileşmenin ilk adımıdır. 
Farkındalık: '' Bu korku bana mı ait, yoksa ailemden birine mi?'' sorusunu sormak. 
Psikoterapi: Özellikle aile dizimi, EMDR ve somatik deneyimleme gibi yöntemler, bedene hapsolmuş bu eski kayıtları çözmekte etkilidir. 
Güvenli İlişkiler: Olumlu çevre, ayrımsal başkalaştırma yöntemiyle normal yapılı travma kaygı düzeyinin, kendini sorgulatmasıyla ''içsel duygusal travmaya dönüşümü'' durumları stres genlerini daha da arttırarak genetik kaygının insanlar tarafından zehirlenmesi sürecidir. Oysaki ''doğru iletişim kurma teknikleri ve sevgiyle yaklaşma'' tüm sorunların çözümünde en temel kapıyı açan anahtardır. 
''Atalarınızın sustuğu şeyler, sizin bedeninizde çığlık atar.'' aile danışmanı ve çocuk gelişimci ve iletişimcisi olarak bizler kendimizin değil, bizden önce gelenlerin de toplamıyız. Duygusal mirasımızı anlamak, nedenini bilmediğimiz hüzünlerimize veya korkularımıza şefkatle bakmamızı sağlar. Geçmişin yüklerini tanımak, bir sonraki nesile aktarmak yerine omuzlarımızdan bırakmamamıza olanak tanır. 
Her geçen gün Dijital yapının toplumsal, kültürel, ahlaki ve sosyal normlar üzerindeki etkisini  bireyler olarak korumak zorundayız. Kimi zaman kınadığımız şeyleri toplumda bizler yapmaktayız. Bu hepimiz için geçerlidir. Önemli olan fiziksel sağlık kadar ruhsal, duygusal, kaygısal ve bütünsel mekanizmalarla sınırlarımızı korumalıyız. Duygusal miras ile bağlayacak olursak; kınama, aslında bireyin kendi sınırlarını koruma ve toplumdan/aileden gelen ''haksızlığa boyun eğme'' döngüsünü kırma eylemidir. Aslında olmadığınız ya da kendinizi tanımlayamadığınız kavramlar ''travmatik bozukluk  ve zihinsel dijital tuzak'' ile başkaları tarafından etiketlendirilir. Önemli olan birey olarak sizin kendi yaşam dünyanızda kendi ruhsal yapınızı güçlendirip toplumsal aile kültürü kavramının sürekliliğini sağlayabilmektir. Aile Danışmanı olarak;
1- İletişimin dilini çok önemsemeliyiz.
2- Duygusal mirasın farkındalığına sahip olmalıyız.
3- Çatışma Yönetimini iyi kavramalıyız.
4- Ruhsal ve Duygusal Yönetimini,gelişimini iyi korumalıyız. 
5- Bunalımlar, Stresler, Yas ve Kayıp Yönetiminde zihnimizi korumalıyız. 
Sevgili Okurlar,
''Bir aileyi iyileştirmek, bir toplumu iyileştirmenin en kısa yoludur.'' Kötüleştirmek, zayıflığından yararlanarak uzaklaştırmak, topluma dahil etmemek, sarsmak değil amacımız onarım sürecini tarafsız bir gözün yönetmesi hayaliyle her aileye, her bireye, her öğrenciye ya da her çocuğa önem taşıyarak hareket etmektir. 
                         Aile Danışmanı 
                                   O.Can

 

  
183 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam49
Toplam Ziyaret7456
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar46.952947.1411
Euro53.709053.9243
Saat
Hava Durumu