DİJİTAL YAŞAMDA DAVRANIM BOZUKLUĞU VE ENFORMATİK BİLGİ ÇAĞI SORUNLARI
Gelişen ve değişen yapı içerisinde dijitalleşmenin getirmiş olduğu kolaylıklar kadar bir o kadar da yaşamsal nitelik ortamlarında bireylerin davranışsal ve dürtüsel durumlarının olduğu ve her geçen gün ilerleyip devam ettiği travmatik kaygılar artmaktadır.. Kişiler farkında olmadan davranışsal bozukluklar, duygu durum bozuklukları, kaygı bozuklukları, özgül fobi, bağımlılık duygusu ve obsesif-kompulsif bozukluklar çocuklar, gençler ve yetişkinler arasında hayli yaygın bir hâl almaktadır. Özellikle yetişkin bilinçli bireyler bu durumun farkına varıp, doğru kanallarla tedavi yöntemine başlayıp, yaşamsal sürecine devam ederken, çocuklar ve gençlerde ya da diğer farkında olmayan insanlarda bu durum ertelenmekte ve sonrasında ciddi bir travmatik dehşetle sonuçlanabilmektedir. Ebeveynler olarak ya da eğitimciler olarak amacınız sadece ders anlatmak, çocuğunuzun temel ihtiyaçlarını karşılamak değil, onlara empati kurarak kaygı ve ruhsal durumunu anlayıp ilgili sağlık hizmet sağlayıcılarına yönlendirebilmektir. Erken teşhis her zaman önemli olup, yaşamsal kalitesinde de etkinleştirici bir sosyo-kültürel sağlayıcılarla çözümlendirmektir. Ayrıca toplumsal kalıpta dışlama ve dışlanma etkisi yaşanıldığı takdirde özellikle yıllar önce bir çok okul öncesi öğrencilerindeki gözlemlerimizde bu durumun çocuğun ileri yaşamsal gelişim evrelerinde daha da problem haline geldiğini söylemek mümkün. O kadar çok örneklerle anlatabiliriz ki!
Fiziksel sağlık kadar günümüzde ruh sağlığını korumak oldukça daha da çok önemlidir. Yoğun stresli kentlerde yaşam kalitesindeki yorucu unsurlar, dijitalleşmenin sunmuş olduğu enformatik bilgi çağı sorunları, ilişkilerde uyumsuz anksiyeteler sonrasındaki farklı yönelmeler kişilerde ciddi travmalara yol açmaktadır. Peki riskli davranışlar nelerdir;
- Madde kullanımı
- Erken yaşlarda doğurganlık
- Yaşam Becerileri/Yalnızlık/ Kendine Çekilme
- Cinsel Eğilim ve Okul şiddetleri
- Okullardaki Tehdit ve Akran Zorbalığı
- İletişimsizlik ve Sevgi eksikliği
- Çevresel Risk
- Çete ya da gruba zorla dahil olma
- Aile arasında yaşanan sorunlar
- Kişiye olan aşırı bağımlılık
- Obje ya da nesneye çok aşırı bağımlılık
Gelişen Teknoloji ve Dijitalleşmenin insanlara sunduğu kazanımlar kadar riskli durumlar da şu dönemde oldukça çok önemlidir.
Yaşamsal gelişim evreninde gerek insanlar gerek çocuklar fiziksel, ruhsal, kaygısal, gelişimsel duygusal ve cinsel bozukluklar yaşayabilir. Önemli olan bunu fark edip ertelemek değil, çözümlemektir. Bu konuda siz değerli anne babalara ve diğer ebeveynlere, Öğretmenlere ve eğitim kademesinde çalışanlara oldukça çok görev düşmektedir. Yine sahada en sık karşılaşılan durumlardan çoğu da anne babaların çocuklarına ya da yetişkinlerin kendine karşı yaşadığı bu olumsuzluğu ‘’kabullenmeme’’ söz konusudur.
Bir diğer konu ise ‘’bağımlılık’’ kavramıdır. Sağlıksız düzeyde duygusal bağlanma ve bağımsızlık eksikliği aynı tür cinsiyetlerde ‘’Bağımlı Kişilik Bozukluğuna ‘’ sebep olabilir. Bağımlı Kişilik Bozukluğu her insanın doğuştan gelen bir durum değil, daha çok yaşam deneyimleri, geçmiş yaşamış olduğu hikayeler, duygusal rol model eşleniği, dürtüsel ve kaygısal bozukluklar gibi her yaştan insanda görülebileceği bir bozukluktur.
Daha net anlatmak gerekirse:
- Kişi sürekli diğerinin onayını arar.
- Onsuz karar vermekte zorlanır .
- Terk edilme korkusu çok yoğundur .
- Kendi ihtiyaçlarını geri plana atar.
- İlişkiyi kaybetmemek için aşırı uyum gösterir.
Bu tür bir bağımlılık, bazen Eş bağımlılık (codependency) olarak da açıklanır. Burada kişi, karşısındaki insanla olan ilişki üzerinden kimlik ve değer hissi kazanır. ( T.Scıarra 2022).
Bireyler olarak yaşamımızda her türlü insanlarla karşılaşmaktayız. Önemli olan ruh sağlığımızı koruyabilmek, onu yönetebilmek ve ‘’toplumsal ayrım’’ yerine ‘’ toplumsal farkındalık’’ katarak bugün bir çok psikiyatr kliniklerinde ‘’sanatsal terapi’’ ‘’ yoga ve meditasyon’’ ve diğer mesleki gruplarla birlikte ortak bir paydada toplumsal yaşama insanları kazandırmaktır.