Aile Danışmanı olarak;
1- İletişimin dilini çok önemsemeliyiz.
2- Duygusal mirasın farkındalığına sahip olmalıyız.
3- Çatışma Yönetimini iyi kavramalıyız.
4- Ruhsal ve Duygusal Yönetimini,gelişimini iyi korumalıyız.
5- Bunalımlar, Stresler, Yas ve Kayıp Yönetiminde zihnimizi korumalıyız.
Sevgili Okurlar,
''Bir aileyi iyileştirmek, bir toplumu iyileştirmenin en kısa yoludur.'' Kötüleştirmek, zayıflığından yararlanarak uzaklaştırmak, topluma dahil etmemek, sarsmak değil amacımız onarım sürecini tarafsız bir gözün yönetmesi hayaliyle her aileye, her bireye, her öğrenciye ya da her çocuğa önem taşıyarak hareket etmektir. |
Hızır ve İlyas Buluşması ise
Balkanlarda ‘’Ederlezi’’ , Mezopotamya’da ‘’Hızır Nebi’’ ve Kırım ve Tatarlarda ise ‘’ Tepreş’’ isimleriyle
yer almaktadır. Bektaşilik Felsefesinde Şubat ayının ikinci haftası Hızır Orucu tutulur. Dört kapı ve kırk
makam felsefesiyle buluşulur. Bu makamlar;
1- Şeriat kapısı (Giriş)
2- Tarikat Kapısı (Yol)
3- Marifet kapısı ( Tanıma)
4- Hakikat Kapısı (Varış-Birlik) Kalbiniz sevinçle,
gönlünüz bereketle, fırtınaya tutulduğunuz anlarda da Hz. Nuh’un gemisine yetiştiği gibi ‘’Ya Hızır’’
diyerek dua edin. ‘’Hızır dokunsun elinize derman olsun dilinize’’. Sağlıklı bir beden, şifalı bir zihin ve
huzurlu insanlar olsun iyi gününüzde de kötü gününüzde de hastalıkta da sağlıkta da.
Zihn-i- Şifa niyetine...Ya Hızır!
|
Gelişen ve değişen yapı içerisinde dijitalleşmenin getirmiş olduğu kolaylıklar kadar bir o kadar da yaşamsal nitelik ortamlarında bireylerin davranışsal ve dürtüsel durumlarının olduğu ve her geçen gün artarak devam ettiği travmatik kaygılar ilerlemektedir. Kişiler farkında olmadan davranışsal bozukluklar, duygu durum bozuklukları, kaygı bozuklukları, özgül fobi, bağımlılık duygusu ve obsesif-kompulsif bozukluklar çocuklar, gençler ve yetişkinler arasında hayli yaygın bir hâl almaktadır. Özellikle yetişkin bilinçli bireyler bu durumun farkına varıp, doğru kanallarla tedavi yöntemine başlayıp, yaşamsal sürecine devam ederken, çocuklar ve gençlerde ya da diğer farkında olmayan insanlarda bu durum ertelenmekte ve sonrasında ciddi bir travmatik dehşetle sonuçlanabilmektedir. |
Yaratıcığın ve estetiğin insan ruhu üzerindeki iyileştirici gücünü kutlamak için harika bir vesiledir ''Sanat Günü''. Heykelin, mimarın, ressamın, müzisyenin, yazarın verdiği kavramlar ''ruhun görünmeyen kanatlarıdır''. Bir Sanat Bölümünü okuyan biri olarak Sanat; sadece bir tuvalin üzerindeki renkler ya da mermere verilen şekil değil, insanlığın ortak hafızası ve en saf ifade biçimidir. Zamanın tozlu sayfaları arasında kaybolmayan, dili,dini ve ırkı aşan tek evrensel lisan sanatıdır. Bir şiirin mısrasında nefes alır, kimi zamanda o şiirle yıllarca ağlayabilirsiniz, bir heykelin bakışında donar, bir melodinin ritminde yeniden hayat bulabilir ya da bir fotoğrafçının objektifinde estetik bir duyguyla yeniden hayat bulabilirsiniz. |
2026 takviminin hızlıca ilerlediği ve Ramazan Bayramının başladığı şu son saatlerde sofranızın tadı, lezzetli olsun. Gururun soğuk duvarlarını yıkıp, samimiyetin sıcaklığına sığınmalı insan. Bir tebessüm binlerce kırık dökük anıyı onarmaya yeter. Bu özel günlerde asıl ikramımız şeker ya da tatlı değil; birbirimize ayıracağımız vakit ve sunacağımız içten bir hoş görü olmalıdır. Sesimizin uzandığı her yere barış, elimizin uzandığı her kalbe huzur bırakalım. |
'Herkes kendi talihinin mimarıdır; Hayat duygularla çalışılacak ve resmedilecek bir kompozisyon, aynı zamanda mantıklı yazılacak bir rapor gibidir'' (İlber Ortaylı)
Hayat, sahi nedir?
Bir talih mi , duygu mu?
Mutluluk mu? Acı mı?
Öykü mü ? Kompozisyon mu?
Gezip tozmak mı?
Ya da bir ilki yaşamak mı?
Tavsiye mi ? Başarı mı?
Anlamsızlık mı?
Sahi hayat nedir?
Hayat, kendini tanımak kendin olmak ve kimsenin kendini üzmemesine fırsat vermemektir. Hayat, kısa hayata uzun anılar biriktirmektir. Heybenize katılan her şey birer tecrübedir. İyisiyle, kötüsüyle, doğrusuyla, yanlışıyla, anısıyla, acısıyla, desteğiyle, kösteğiyle, konuştuklarınızla konuşamadıklarınızla,dürüstlüğüyle, huysuzluğuyla, iyiliğiyle, kötülüğüyle...İlber Hocanın dediği gibi,
Bir Ömür Boyu Yaşamaktır. Nasıl yaşanılırsa? |
Anadolu kadını denince akla sadece hüzün gelmez, akla çelikten bir irade gelir. Onlar, tarihin akışını sessizce ama derinden değiştiren neferlerdir.
Hatırlayın Nene Hatunu: '' Evladım anasız yaşayabilir ama vatansız yaşayamaz'' diyerek cepheye koşan o sarsılmaz inançtır.
Şerife Bacı : Kastamonu'nun dondurucu soğuğunda, cephane ıslanmasın diye çocuğunun örtüsünü mermilerin üzerine seren o sonsuz şefkattir.
Kara Fatma nam-ı değer Fatma Seher Erden, cephede savaşan bir asker değil, kadının toplumdaki gücünü ve cesaretini tüm dünyaya kanıtlayan bir semboldür.
Anadolu kadını, heybesinde sadece azığını değil, koca bir coğrafyanın yükünü taşıyan, elleri nasırlı, ama yüreği ipekten bir çınardır. Onun için 8 Mart, sadece bir kutlama değil; şafak sökmeden tarlaya giden, güneş batarken sofrayı kuran ve her daim ''biz'' diyerek yaşayan o muazzam iradenin bir yansımasıdır. |
Milli Edebiyat Dönemi yazarı, şair, asker, öğretmen, dilci ve fikir adamı.Çağdaş Türk hikâyeciliğinin, Türkçülük akımının ve "Milli Edebiyat Akımı"nın kurucularındandır. İnceleme kitaplarında "Tarhan", "Ayın Sin" rumuzlarını kullanmıştır.Gönen’de doğmuştur.
Öğrenimine Gönen’deki mahalle mektebinde başlamış, daha sonra annesiyle beraber İstanbul’a gelerek dedesinin Kocamustafapaşa’daki konağına yerleşmiştir.
|
Travma Sonrası Stres Bozukluğu Yetişkinlerde ve çocuklarda daha çok ortaya çıkan travma sonrası stres bozukluğu kişinin günlük yaşam kalitesini etkileyen ve sonrasında farkında olmadan ciddi bir travmatik olaylar sonrası gelişen ciddi bir ruh sağlığı durumudur. En önemli durum kendimizi kötü hissettiğimizde ya da birileri tarafından yönlendirilme sonrası ya da bireyin yaşamsal gelişiminde hiç farkında olmadan farklı olumsuz sebebiyetler, davranışsal bozukluklar, bilişsel bozukluklar ve duygusal bozukluklar hissedildiği anda destek alınılmalı ve geç kalınılmamalıdır. Hepimiz farkında olmadan yaşadıklarımızı içselleştirerek TSSB belirtilerini farkında olmadan günlük yaşamsal işlevselliğini ciddi oranda bozabilir. |
YAŞAR KEMAL
Yaşar Kemal 6 Ekim 1923 yılında Osmaniye'nin Hemite ilçesinde dünyaya gelmiştir. Yaşar Kemal henüz 16 yaşında iken edebiyata ilgi duymuştur. Yaşar Kemal ilk şiirini 1939 yılında yayınlamıştır. Yazmış olduğu şiir ise Seyhan Görüşler adlı bir Adana dergisinde yayınlanmıştır. Yaşar Kemal ortaokul eğitiminde folklör eğitimi almıştır.
Folklör eğitimi alarak başarılı bir eğitim hayatı geçirmiştir. Ortaokuldan ayrıldıktan sonra Kayseri'de askerliğini yapmıştır. 1943 yılında eserlerini yazmaya başlayan Yaşar Kemal 2015 yılına kadar eserlerini yazmaya devam etmiştir. |
1 2 3 ![]() |